Norton, Rama’nın orijini hakkında o tüyler ürpertici teorilerden birini hatırlayınca gülümsedi. Eğer olasılığına pek inanmadığı bu teori doğru ise birkaç saniye sonra Güneş Sistemi kuruluşundan bu yana en büyük patlamaya şahit olacaktı. On binlerce tonun birlikte yok oluşu gezegenlere yeni bir Güneş sağlayacaktı.

Ancak görev çizelgesi bu uzak olasılığı bile hesaba katmıştı. Endeavour emniyetli bir uzaklık olan bin kilometreden jetlerinden birini Rama’ya doğru püskürttü. Genişleyen buhar ve duman hedefe vardığı zaman hiçbir şey olmadı. Birkaç miligram için bile olsa madde anti — madde teması korkunç patlamalar dizisine yol açabilirdi.

Bütün uzay kumandanları gibi Norton’da çok tedbirli bir adamdı. Rama’nın kuzey yüzünü uzun uzun ve dikkatle inceleyerek inecekleri noktayı seçti — Biraz düşündükten sonra çok belirgin olan bir noktaya, — eksenin 1617 tam ortasına — inmekten vazgeçti. Yüz metre çapında oldukça net işaretlenmiş daire şeklinde bir disk kutbun tam ortasına konmuştu. Norton bunun çok büyük bir hava deliğinin dış kapısı olduğundan kuşkulanıyordu. Bu içi boş dünyayı inşa eden yaratıklar uzay gemilerini de içeri alabilmek için bir yol bırakmış olmalıydılar. Bu nokta ana giriş için en uygun yerdi ve Norton kendi uzay aracı ile ön kapıyı kapatmanın uygun birşey olmadığını düşündü.

Fakat bu düşünce ortaya başka problemler çıkardı. Eğer Endeavour eksenden birkaç metre öteye bile konsa, Rama’nın hızlı dönüşü onu kutuptan öteye sürüklemeye başlayabilirdi. Başlangıçta santrfüj kuvvet, zayıf fakat devamlı ve amansız olacaktı. Kumandan Norton gemisinin kutup düzlüğünde kayması, her dakika daha çok hız kazanarak saatte bin kilometre hızla diskin kenarından boşluğa savrulması düşüncesine tahammül bile edemezdi.



11 из 213