Sor Süperiyör, gözlerini gözlerime dikmiş beni dinliyordu.

- Peki, sen mektepten nasıl çıktın? diye sordu. Hiç çekinmeden:

- Çamaşırhanenin arkasındaki duvardan atladım, dedim. Sor, büyük bir felaket haberi almış gibi ellerini başına götürerek:

- Nasıl cesaret ettin? dedi. Aynı saffetle:

- Merak etmeyiniz Ma Sor... Duvar çok alçak... Hem nasıl istiyorsunuz ki kapıdan çıkayım?... Kapıcı beni bırakır mı hiç? Birinci defasında: "Ma Sor Terez seni çağırıyor!" diye aldattım da öyle kaçtım... Rica ederim siz de beni haber vermeyin... Çünkü köpeklerin aç kalmaları tehlikesi var...

Sörler ne garip insanlardı. Zannederim ki başka bir mektepte bunu yapsam ya hapsedilir, yahut da bir başka ceza görürdüm.

O, benimle yüz yüze gelmek için yere çömeldi:

- Küçük hayvanları korumak güzel şey, dedi. Fakat itaatsizlik etmek hiç öyle değil... Bırak sepeti bana... Ben kırıntıları kapıcı ile köpeklere gönderirim.

Hayatta kimse, galiba bu kadın kadar beni sevmedi.

Sörlerin buna benzer hareketleri o zaman yelin kayaya tesiri gibi bir şeydi, haşarılığıma, intizamsızlığıma mani olacağa benzemezdi. Fakat zamanla, gizli gizli içeriye işlemiş bu silinmez izlerin bende şifasız bir zaaf ve rikkat tortusu bırakmış olmasından korkarım.



24 из 533