Tam anlamıyla eğri bir şeyi tarif ederken „düz” deyimini kullanmak saçma gibi görünüyor fakat biz bunu şöyle açıklıyoruz; ortaya indiğimiz zaman yer bize düz gözükecek — tıpkı bir şişenin içinde dolanan bir karıncaya orasının düz gelmesi gibi.” „Ana düzlükteki en çarpıcı şekillerden biri tam ortadan silindiri bir çember gibi saran on kilometre kalınlığında koyu şerit. Buza benziyor, bu nedenle biz de ona silin-dirik deniz adını verdik. Denizin tam ortasında uzun yapılarla kaplı on kilometre uzunluk iki kilometre genişliğinde büyük oval bir ada var. Bize eski Manhattan’ı çok hatırlattığından ona da New-York adını verdik. Fakat bunun bir şehir olduğunu sanmıyorum, daha çok büyük bir fabrika veya kimyasal işlem tesisine benziyor.

„Fakat diğer yandan bazı kasabalar veya şehirler var. Hiç olmazsa altı tane; eğer insanlar için yapılmışlarsa herbiri en az elli bin insanı barmdırabilir. Onları Roma, Pekin, Paris, Moskova, Londra ve Tokyo diye isimlendirdik……

Şehirler birbirine yollar ve demiryollarına benzeyen bazı şeylerle bağlanıyor.” „Bu donmuş dünya kalıntısında asırlar boyunca araştırma yapılabilecek kadar malzeme var. Önümüzde keşfedilecek dört bin metrekarelik alan fakat bunu yapabilmek için sadece birkaç hafta bulunuyor. İçeri girdiğimizden beri aklımdan çıkmayan iki sorunun cevabını acaba öğrenebilecek miyiz? Kimdi bunlar? Ve başlarına ne geldi?”

Kayıt burada bitiyordu — Dünya ve Ay’da Rama Komitesi üyeleri arkalarına yaslanarak önlerine yayılmış olan fotoğraf ve haritaları incelemeye başladılar. Bunları daha önce saatlerce incelemiş oldukları halde Kumandan Nor-ton’un sesi onlara hiçbir resmin anlatamıyacağı bir boyut kazandırmıştı. O, gerçekten orada bulunmuştu — uzun zaman sürmüş olan gecesinin işaret fişekleriyle aydınlatılması anında bu olağan üstü, dışı içinde olan dünyaya kendi gözleriyle bakmıştı. Ve o, bu dünyayı keşfedecek ekibi yönetecek adamdı.



29 из 213