Bu alışkanlığını tedavi ettirmesi gerektiğini arasıra düşünürdü, fakat hayale dalmanın ona bir zarar vermediği gerçekti, hatta bazen çok kötü ve sıkıcı durumları ilginç hale getirmeye bile yarıyordu — kim bilir? — Belki de bir gün hayatını kurtarmaya da yarıyabilirdi. Fairbanks, Connery veya Hiroshi’nin benzer durumlarda neler yaptıklarını hatırlayabilirdi…

„Bu kez yirminci yüzyılın birinci yarısındaki savaşlardan birinin içine girmek üzereydi; Mercer üç kişilik keşif heyetini bilnmeyen topraklara götüren çavuştu. Kendilerini çok büyük bir bomba çukurunun dibinde farzetmek zor değildi. Sanki bombanın şiddeti çukurun etrafında birtakım setler oluşturmuştu.” Krater aralıklı bir şekilde yerleştirilmiş üç tane plazma ışıldağı ile aydınlatılmıştı. Bunlar Rama’nın giriş bölümünü hemen hemen hiçbir gölgeye yol açmayacak şekilde aydınlatıyordu. Fakat bu aydınlığın arkasında — en uzak terasın kenarından itibaren. karanlık ve sır vardı.

Zihninden Calvert orada neler bulunduğunu biliyordu. Önce bir kilometre genişliğinde daire bir düzlük vardı. Burayı tıpkı geniş demiryoluna benzeyen üç ayrı merdiven sanki üç simetrik parçaya ayırıyordu. Merdivenlerin basamakları dairenin yüzeyine hiçbir çıkıntı meydana getirmeyecek şekilde birleştirilmişti. Düzenleme o derece simetrikti ki, merdivenlerden herhangi biri seçilebilirdi. İçeri girdikleri hava deliğine en yakın olan Alfa, iniş için seçilmiş, hava deliğine de Alfa hava deliği adı verilmişti.

Merdivenlerin basamaklarının birbirinden oldukça aralıklı olması onlar için problem teşkil etmiyordu. Eksenden yarım kilometre uzaklaştıkları halde çekim hâlâ Dünyanın on üçte biri kadardı. Herbiri en az yüzkilo kadar ağırlıkta teçhizat ve yaşam destek cihazı taşıdıkları halde inişte hiç bir güçlük çekmiyorlardı.

Kumandan Norton ve destek takımı Alfa hava deliğinden kraterin dibine kadar uzatılmış emniyet ipleri boyunca onlarla birlikte geldiler. Buradan sonra, ışıldakların aydınlatabildiği alanın dışında, Rama’nın karanlığı önlerinde uzanıyordu. Başlıklarının oynaşan ışıkları altında görülebilen tek şey merdivenin ilk birkaç yüz metresiydi. Daha ötede herşey yavaş yavaş şekilsizleşerek kayboluyordu.



36 из 213