Şu ana kadar karanlığa bir sıkıntı gözüyle bakmıştı, şimdi ise.karanlıktan çok memnundu. Norton’a rapor verdi: „Sıcaklıkta bir değişiklik yok, hâlâ donma noktasının biraz altında. Fakat hava basıncı tahmin ettiğimiz gibi artıyor — üç yüz milibar civarında. Bu kadar az oksijen kapsayan bir yerde bile nefes alınabileceğini tahmin ediyorum. Daha aşağılarda solunum hiç problem olmayacak ve bu da araştırmalarımızı son derece kolaylaştıracak. Ne buluş değil mi? — solunum aygıtı kullanmadan üzerinde yaşayabileceğimiz bir dünya! Bu havadan bir soluk alacağım.” Yukarıda Kumandan Norton rahatsız bir şekilde kımıldandı. Fakat Mercer ne yaptığını çok-iyi biliyordu. Kendini garantiye almak için gerekli bütün testleri yapmıştı.

Mercer başlıktaki basıncı eşitledi, emniyet mandalını açtı ve camı biraz araladı, önce tedbirli bir soluk aldı… Sonra derin bir soluk daha.

Rama’nın havası tıpkı fiziksel çürümenin binlerce yıl önce bittiği bir mezar gibi ölü ve küf kokuluydu. Mercer in yıllardır yaşam destek sistemlerini en zor şartlar altında inceleyerek yetişmiş ultra hassas burnu bile tanınabilecek en küçük bir koku alamıyordu. Sadece kokuda madensel bir tat vardı. Mercer birdenbire Ay’a inen ilk astronotların Ay Modülü’nü yeniden basınçlarken yanık barut kokusu duyduklarını rapor ettiklerini hatırladı. „Kartal”m kabini, onu dolduran havaya bulaşan Ay tozu nedeniyle Rama gibi kokuyor olmalıydı.

Başlığını yeniden kapayarak kilitledi ve ciğerlerindeki yabancı havayı boşalttı. Bu havayla yaşamını devam ettiremezdi. Hatta Everest’in zirvesindeki havaya alışık bir dağcı bile burada çabucak ölürdü. Fakat birkaç kilometre daha aşağıda durum herhalde çok farklıydı.

Artık burada yapacağı birşey kalmış mıydı? Alışık olmadığı hafif bir çekim gücünün verdiği tatlı rahatlık dışında başka bir şey yoktu. Az sonra çekim olmayan giriş tüneline döneceklerinden buraya pek alışmakta istemiyordu, „Geri dönüyoruz kaptan” dedi.



42 из 213