En yakın akrabaları vahşi maymunların aksine, En-deavour’un maymunları uysal, söz dinler ve fazla meraklı olmayan hayvanlardı. Yumurtalıkları alınmış olduğundan seks problemleri de yoktu. Bu da bazı garip davranışlarda bulunmalarını engelliyordu. Dikkatli, evcil ve oto-bur olan bu hayvanlar çok temizdiler, kokmuyorlardı. Mükemmel bir ev hayvanı olabilirlerdi ancak parasal yönden buna kimsenin gücü yetmezdi.

Bütün bu avantajlara rağmen gemide maymun bulundurmak bazı problemlere yol açıyordu. Onlara ayrılmış bir bölüm gerekliydi — ve üzerinde elbette „Maymun Evi” yazıyordu. Birlikte yaşadıkları küçük oda her zaman pırıl

pırıldı, ayrıca televizyon, oyunlar ve programlanmış eğitim makineleriyle doluydu. Kazalardan sakınmak için geminin teknik bölümlerine girmeleri kesinlikle yasaklanmıştı. Bu bölümlerin girişleri kırmızıya boyanmıştı. Maymunlar o şekilde programlanmışlardı ki, psikolojik olarak o işaretleri geçmeleri imkansızdı.

Diğer taraftan haberleşme problemi vardı. Maymunların IQ derecelen’a yakındı ve İngilizce birkaç yüz sözcüğü anlayabiliyor, fakat konuşamıyorlardı. Gerek şempanzelere gerek maymunlara insan sesi gibi ahenkli bir kord vermek mümkün olamamıştı, bu nedenle de onlar işaret diliyle konuşmayı öğrenmişlerdi.

Temel işaretler basitti ve kolayca öğrenilebiliyordu bu nedenle de gemideki herkes alışılmış işaretleri anlıyordu. Fakat gemide akıcı ve düzgün maymunca konuşabilen tek kişi, maymunların bakıcısı — baş kabin memuru Mc Andrevvs idi.

Gemide her zaman yapılan şakalardan biri, Çavuş Ravie Mc Andrevvs’in de bir maymuna benzediğiydi. Bu bir hakaret sayılmazdı, çünkü maymunlar kısa ve renkli postlarıyla, zarif hareketleriyle aslında çok yakışıklı hayvanlardı. Ayrıca çevrelerine karşı sevgi ile doluydular. Tayfaların hepsi içlerinden birine kendi hayvanıymış gibi bağlanmıştı. Norton’un en çok sevdiği Goldie idi.



48 из 213