
Yarım metre ötede ilaç tüpünün yuvarlak duvarı bir intiridye kabuğu açılır gibi yavaşça hareket etmeğe başladı. Dışarı kaçan havanın etkisiyle içerden fırlayan bir kaç toz parçası üzerlerine düşen Güneş’in etkisiyle elmas parçaları gibi panldadılar.
Rama’ya giden yol açılmıştı.
KOMİTE
Dr. Bose sık sık Birleşik Gezegenler Genel Merkezi’-nin Ay’da kurulmasıyla ciddi bir hata işlenmiş olduğunu düşünürdü. Kaçınılmaz bir şekilde Dünya, tıpkı şu anda bulundukları salonun kubbesinden görünen manzaraya hakim olduğu gibi, bütün olaylara da hükmetmek istiyordu. Bu merkezin burada kurulması madem ki gerekliydi… O zaman keşke Ay’ın diğer yüzünde… Şu, insanı büyüleyen mavi diskin ışınlarını yayamadığı yerde yapılsaydı.
Ancak, bir değişiklik için artık çok geçti. Aslında başka bir çözüm şekli de yoktu. Koloniler hoşlansın veya hoşlanmasın Dünya, şimdi ve gelecek yüzyıllar boyunca Güneş Sistemi’nin kültürel ve ekonomik efendisi olmakta devam edecekti.
Dr. Bose Dünya’da doğmuş ve otuzuna gelmeden Merih’e göç etmemişti — Bu nedenle politik duruma oldukça tarafsız bir şekilde bakabileceğini düşünüyordu. Artık, uzay taksisi ile beş saatlik bir uzaklıkta olmasına rağmen doğmuş olduğu gezegene hiç dönmeyeceğini biliyordu. 115 yaşında ve sağlığı mükemmeldi, fakat, ömrünün çoğunu yaşadığı bir çekim gücünden ayrılıp üç katı fazla bir çekim gücüne alışma işlemlerine artık katlanamazdı. Doğduğu dünyadan sonsuza kadar sürgün edilmişti. Fakat fazla hassas bir insan olmadığından bu onu pek rahatsız etmiyordu.
Onu rahatsız eden tek şey, tekrar her yıl aynı tanıdık yüzlerle çalışmak zorunda kalmasıydı. Tıbbın harikalarını inkar etmiyordu ve zamanı da yerinde tutmak gibi bir düşüncesi kuşkusuz ki yoktu. Fakat, şu konferans masasının çevresinde oturan adamlardan bazıları ile yarım yüzyıldan fazla bir süredir birlikte çalışıyor, hemen hemen her konuda neler söyleyeceklerini ne tür oy kullanacaklarını kesinlikle biliyordu. Arasıra içinden, bir gün içlerinde birinin hiç beklenmedik birşey — oldukça çılgınca da olsa — yapmasını dilerdi.
