
Eşlerinin böyle bir karşılaştırmayı yapabilmeleri, yalnız uzay adamlarına uygulanan indirimli tarife üzerinden bile olsa, pahalı ve imkansızdı. Eşleri birbiriyle çok iyi ilişkiler içindeydiler. Doğum günlerinde, yıldönümlerinde karşılıklı olağan kutlama mesajları gönderirlerdi. Fakat herşeye rağmen kızlar birbirleriyle hiç karşılaşmamışlardı ve belki de hiç karşılaşamayacaklardı. Myrna Merih’te doğmuş olduğundan Dünya’nın yüksek çekim gücüne katlanamaz, Caroline ise yeryüzündeki en uzun yolculuk olan yirmi beş dakikadan bile nefret ederdi.
Norton iki tarafı da idare edecek bir başlangıçtan sonra; „Bu yayını bir gün geciktirdiğimden dolayı özür dilerim” diye anlatmaya başladı „Fakat ister inan ister inanma tam otuz saattir geminin dışındaydım… sakın telaşlanma her şey kontrol altında ve mükemmel yürüyor, iki günümüzü aldı ama hava deliği karmaşasının hemen hemen tümünü inceledik. Eğer şimdiki bilgimiz olsaydı iki saatta işin içinden çıkardık. Fakat hiçbir şeyi şansa bırakamazdık. Arkamızdan kapanmıyacağına emin olmak için bütün kilitleri uzaktan kumandalı kameralar göndererek defalarca kontrol ettik… her kilit bir tarafında küçük bir oluk olan basit bir döner silindir. Bu oluktan yararlanarak silindiri yüz seksen derece döndürünce kapı kolayca açılıyor, böylece içeri adımını atıyorsun… yani havada yüzerek giriyorsun… Bu Rama’lılar her şeyi iyice garantiye almışlar; dış gövde ile ilaç kutusunun girişi arasında bu silindir kilitlerden peşpeşe üç tane var… Düşün ki biri bu kilidi aça-mayıp patlayıcı madde kullansa peşinden aynı kilidi taşıyan bir kapı var, sonra bir tane daha… Bu daha başlangıç, son kilit yaklaşık yarım kilometre uzunluğunda düz bir koridora açılıyor. Koridor çok temiz ve tertipli. Her birkaç metrede belki de ışıkların yerleştirildiği küçük, gemi pencerelerine benzer lumbozlar var. Fakat şimdi herşey tam anlamıyla karanlık ve… sana rahatça söyleyebilirim… ürkütücü. Ayrıca koridor boyunca uzanan ve karşılıklı duvarlara oyulmuş bir santimetre genişliğinde iki paralel oluk var.
